Aslan Soyu Tükeniyor Mu?
Bir Bahar Sabahı
Sabahın erken saatlerinde, Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken birden, daha önce hiç fark etmediğim bir hissiyatla karşılaştım. Havanın hafif soğukluğu ve güneşin doğmaya başlaması, içimde bir yerlere dokundu. O an, yavaşça aklımda beliriveren bir soru vardı: “Aslan soyu tükeniyor mu?” Sadece bir soru değildi, bu aynı zamanda yaşadığım dünyanın, zamanla kaybolan şeylerin gerçeğiydi.
Daha önce hiç aslan görmemiştim. Ama onları hayal edebiliyordum; geniş savanaların ortasında, gururla yürüyen o görkemli yaratıkları düşünüyordum. Bu düşüncelerle yürürken, gözlerimde bir tuhaflık vardı. Kayseri’nin taş binaları arasında, doğal dünyadan uzak kalmışken, aslanların kaybolma düşüncesi içimi acıtıyordu. Neden kaybolurlar? Neden yok olurlar? İnsanın yaptığı her şey, bir şekilde dünyaya zarar veriyor gibi hissediyorum bazen.
Çocukken Dinlediğim Hikâyeler
Çocukken, annemin bana söylediği bir şey vardı. “Dünyanın en güçlü hayvanı aslandır,” demişti. O an gözlerimdeki hayranlıkla, hayvanların gücü, onlara duyduğum sevgi büyüdü. Bir zamanlar, aslanlar gerçekten en kudretli varlıklar gibi görünüyordu. Ama şimdi, o kudretli varlıkların soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olması, bir başka acıydı.
Geçen hafta, internette gezinirken bir haber gördüm. “Aslan soyu tükeniyor” yazıyordu başlıkta. Bir an ne yapacağımı bilemedim. Kendi şehrimde, kendi dünyamda, hayal ettiğim o güçlü yaratığın kaybolma tehlikesi… Ne kadar güçlü, ne kadar büyük olursa olsun, yaşamlarını sürdürebilmek için doğal alanları ve özgürlükleri sürekli daralıyor. İnsanlar, habitatlarını yok ederek, yaşamlarını zorlaştırıyorlar. İçimde bir hayal kırıklığı doğdu.
Bir Fotoğrafın Arkasında
Bir gün, sosyal medyada rastladığım bir fotoğraf beni derinden etkiledi. Bir aslan yavrusu, bir avcı tarafından öldürülmüş, onun bakışları hala hafızamda. O fotoğraf, sadece bir anı değil, aynı zamanda bir geleceğin simgesiydi. İnsanlar, bir zamanlar bu vahşi yaratıkları sevdiler, şimdi ise onları yok ediyorlar. O yavru aslanın gözlerindeki korkuyu görmek, sanki bana da bir şey anlatıyordu.
Bütün bu duygular içinde, aslında umutsuzluk ve korku yerine bir şey doğuyordu. Bazen bir kaybın içinde, aslında yeni bir şey öğreniyorsun. Biz insanlar her ne kadar dünyayı değiştirebileceğimizi düşünsek de, aslında doğa, her şeyin bir dengede olmasını sağlıyor. İnsanlar bir şeyleri kaybederken, belki de öğrenmemiz gereken bir şeyler vardır. Aslanların soyu tükenirken, belki de onlardan öğrenmemiz gereken gücü ve cesareti bulmamız gerekiyor.
Umut Var mı?
Sonunda, kaybolan şeyler için üzülmek yerine, onlara bir şans verme zamanıdır, dedim kendi kendime. Aslanların kaybolması, bizim doğayla olan bağımızı ne kadar zayıflattığımızın bir işareti. Ama bu, her şeyin sonu değil. Doğa, bir şekilde kendini toparlar. İnsanlar da kendilerini toparlayabilirler. Onları, bu dünyaya yeniden kazandırmak için daha fazlasını yapabiliriz.
Çünkü bazen, kaybolan şeyler geri gelir. Bir umut vardır. Ve belki de aslanların kaybolan gücü, onların soyunun tükenmesinin önüne geçebilir. Eğer daha çok insan farkına varırsa, daha çok insan bu konuda harekete geçerse, belki de soyları tükenmeden onları koruyabiliriz. Bizim elimizde, her şeyin yeniden mümkün olabileceği bir güç var.
—
Aslanların soyunun tükenmesinin ne demek olduğunu düşündüğümde, her şeyin daha anlamlı hale geldiğini fark ettim. Onlar sadece bir hayvan türü değil, aynı zamanda bizim dünyaya bakış açımızın bir yansıması. Doğayı korumak, aslında kendimizi korumak demek. Aslanlar kayboluyor olabilir, ama eğer biz doğru adımları atarsak, kaybolmuş her şey yeniden kazanılabilir.