Kuduz Kedi İnsana Yaklaşır Mı?
Bir sabah, Kayseri’nin o bilindik soğuk havasında, evimin küçük bahçesinde tuhaf bir hareketlilik fark ettim. Kafamı pencereye doğru uzatıp bakınca, bir kedinin bir köşede titrek bir şekilde hareket ettiğini gördüm. O an, bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim. Gözlerinde bir gariplik vardı; ne mutluluk, ne korku… Sadece bir boşluk ve ürkeklik. Kedinin başı çok farklı bir şekilde sallanıyordu, adeta sağa sola savruluyordu. İçimi bir korku kapladı. “Kuduz” kelimesi kafamda yankı yaptı. Bir kuduz kedi, insana yaklaşır mı?
İlk Temas: Korku ve Merak Arasında
Kuduz bir kedi, özellikle şehirde, nadir rastlanan bir durumdur. Ama o an ne kadar nadir olduğunu düşünmek bir kenara, kediyi izlerken bir başka şey fark ettim: O da beni görüyordu. Gözlerinin içindeki boşluk, bana bir şeyler anlatıyordu, ama neydi? Yavaşça, korkarak adım attım. Kedinin yarı açık gözleri, sanki her hareketimi izliyor gibiydi.
Gözlerim ona odaklanmışken, bir anda korkunun yerini merak aldı. “Yaklaşır mı?” diye düşündüm. Ne kadar tehlikeli olursa olsun, bu kediyi anlamam gerektiğini hissediyordum. Her zaman hayvanlarla ilgili bir şeyler hissetmişimdir, ama bu sefer işler biraz daha farklıydı. Yavaşça, ona doğru birkaç adım attım, gözlerim sabitlenmişti. Kuduz bir kedi insana yaklaşır mı? Gerçekten yaklaşır mıydı?
O an o kadar çok şey düşündüm ki, kendi kendime bir şeyler söylemeye başladım. “Sadece bir hayvan, sadece bir hayvan…” diye mırıldanırken, kedinin arka ayaklarını hareket ettirdiğini fark ettim. Evet, o gerçekten bana doğru geliyordu. Korkum bir anda daha da arttı. Ama aynı zamanda, bir şeyin peşindeydim; kedinin bana ne anlatacağını merak ediyordum.
Bir Anlık Yaklaşma ve Çekilme
Kedinin gözleri, bir anlığına, derin bir anlam taşıyan bir bakışla bana odaklandı. Adeta beni test ediyordu. Yavaşça yaklaştı, bir adım, iki adım, sonra birden durdu. Ellerim terlemeye başladı. Ne yapmalıydım? Kediyi sakinleştirir miydim yoksa ondan uzak durmalı mıydım? Korku bir yanda, merak öte yanda, beynim hiçbir şeyin kesin olmadığını fısıldıyordu. Bir yandan da o kedinin bana ne anlatmak istediğini anlamak istiyordum.
Birden, kedinin kafasını eğdiğini gördüm. Sanki “seninle bir şey paylaşmak istiyorum” der gibi. Gözleri yine boştu ama bir gariplik vardı. Belki de sadece hayvanların hayatta kalma içgüdüsüydü, belki de başka bir şey. Kedinin her hareketinde bir tür çaresizlik vardı, sanki bana yaklaşırken korkuyordu da ama bir yandan da bir şeyleri çözmeye çalışıyordu.
Ama sonra, birden uzaklaştı. Sadece birkaç adım attı ve hemen sonra bir köşeye sinip durdu. Hâlâ bana bakıyordu ama yaklaşmak için cesaret bulamıyordu. O an içimde bir şey kırıldı. O kadar çok şey ummuştum ki, ama kedinin hareketi bana hayatın ne kadar belirsiz ve kırılgan olduğunu hatırlattı.
Sonraki Gün: Kedinin Gözleri
Bir sabah daha uyandım ve bahçeyi tekrar gözlerimle taradım. Kediyi görmek için kalbim bir miktar heyecanlanmıştı, ama bir o kadar da korkmuştum. O gündü, o anı unutamıyordum. Kedinin yaklaşmaya çalıştığı ama son anda geri çekildiği o an… Korkunun ve merakın ne kadar iç içe geçtiğini, ne kadar kırılgan bir noktada olduğumuzu o an daha iyi hissettim. Kedinin gözlerinde bir tür “ben buradayım ama yaklaşmak istemiyorum” mesajı vardı.
İçimde bir şeyler eksikti. Kedinin bana yaklaşmaya çalıştığı an, bir yandan da hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü bir noktada onunla bir bağ kurmayı istemiştim, belki de kendi yalnızlığımı ona yansıtmıştım. Ama sonuçta ne oldu? Korktu. Hızla kaçtı. Yaklaşmadı. Kedinin uzaklaşması, bir şekilde benim de hayatta bazen durmam gerektiğini hatırlattı. Bazı şeyler var ki, ne kadar yaklaşırsak yaklaşalım, son noktada mesafeyi korumalıyız.
Sonuç: Kuduz Kedi ve Hayat
Kuduz kedi insana yaklaşır mı, sorusu basit gibi gözükebilir. Ama aslında cevabı, o kedinin ve benim yaşadığım o anın içinde gizli. Hayatta bazen korkularımız ve beklentilerimiz arasındaki mesafe o kadar ince oluyor ki, bir adım atmakla her şeyin değişebileceğini hissediyoruz. O kedinin bana yaklaşmaya çalışması, sadece fiziksel bir olay değildi; aynı zamanda içsel bir testti.
Evet, belki de bir kuduz kedi insana yaklaşmaz. Ama bazen hayat da bize yaklaşmaya çalışır, tıpkı o kedinin bana yaklaşmaya çalıştığı gibi. Ne kadar korksak da, bir an için hepimiz bir şeylerin peşinden gitmek isteriz. Ama hayat bazen çekilmemizi, uzaklaşmamızı ister. O anlarda, ne kadar hayal kırıklığına uğrasak da, belki de en iyi şey, geri adım atmak ve biraz durmaktır.